<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>EGE TARİH &#124; Tarihçilerin buluşma noktası ... &#187; İLGİNÇ TARİH</title>
	<atom:link href="http://www.egetarih.net/index.php/category/ilginc-tarih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.egetarih.net</link>
	<description>Ege Üniversitesi, Tarihi Kaynaklar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 16:33:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Lale ve Gül</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2011/02/04/lale-ve-gul/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2011/02/04/lale-ve-gul/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Feb 2011 09:49:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İLGİNÇ TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[ebced]]></category>
		<category><![CDATA[ebced hesabı]]></category>
		<category><![CDATA[gül]]></category>
		<category><![CDATA[gül ve laleler]]></category>
		<category><![CDATA[lale]]></category>
		<category><![CDATA[lale ebced hesabı]]></category>
		<category><![CDATA[lale ve gül]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=493</guid>
		<description><![CDATA[Lale ve Gül motifleri kültürümüzde oldukça geniş yeri olan; güzelliğiyle sadece bizim kültürümüzü değil birçok kültürü de etkilemiş olan iki güzide çiçektir. Fakat bu iki güzide çiçeğin Türk-İslam Kültürü için önemi daha da fazladır. Camiler, medreseler, dergahlar, askeri binalar, devlet binaları, Kur&#8217;an ve diğer kitaplar ve aklınıza gelebilecek daha birçok şey Lale ve Gül motifleriyle süslüdür. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lale ve Gül motifleri kültürümüzde oldukça geniş yeri olan; güzelliğiyle sadece bizim kültürümüzü değil birçok kültürü de etkilemiş olan iki güzide çiçektir.</p>
<p>Fakat bu iki güzide çiçeğin Türk-İslam Kültürü için önemi daha da fazladır. Camiler, medreseler, dergahlar, askeri binalar, devlet binaları, Kur&#8217;an ve diğer kitaplar ve aklınıza gelebilecek daha birçok şey Lale ve Gül motifleriyle süslüdür.</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/resimler/2011/02/lale.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-494" title="Lale" src="http://www.egetarih.net/resimler/2011/02/lale.jpg" alt="" width="432" height="278" /></a></p>
<p>Peki sizce bu iki çiçeğin bu derece yaygın kullanımı sadece güzellikleriyle mi alakalı?</p>
<p>Bu iki çiçeğin önemini anlatmadan önce Ebced hesabıdan bahsetmekte fayda var ;</p>
<p>&#8220;Ebced hesabı, Ebced rakamlarını yani alfabetik bir sayı sistemini kullanarak, kelimelerin sayısal değerini hesaplamaktır. Arap abecesinin eski sıralanışında (elif, ba, cim, dal) ilk dört harfinin okunuşlarıyla (E-B-Ce-D) türetilmiş bir sözcüktür. Arap alfabesiyle yazılan bir yazıdaki harflerin sayısal değerlerinden (cifr) tarih bilgisi gibi gizlenmiş bilgileri çıkarmaya yönelik çalışma yapanlar da olmuştur. Hâdiselerin vukuu zamanının tesbiti için harflere izafe olunan kemiyete denilir. Yahut diğer bir tarif ile, bir hadiseyi tevrih için kullanılan ve rakamları harften ibaret olan bir hesaptır. Buna &#8220;hesâb-ı cümel&#8221; de denilir. Arap ebcedinin İberî ve Aramî elifbasından alındığına şüphe yoktur. Fakat Araplar, diğer Sami lisanları bilmedikleri ve Araplıklarıyla iftihar ettikleri cihetle bu sekiz kelimenin menşei hakkında hurâfî bir takım tevile giriştiler. Mesela bu kelimeden altısının (Meyden) hükümdarlarından altı kişinin adı, yahut altı şeytanın veyahut hafta günlerinin ismi olduğunu söylerler. Bizzat Arap dil bilimcilerinden &#8220;Müberred&#8221; ve &#8220;Seyrafi&#8221; gibi anlayışlı alimler, bu tefsir ve tevillerin hurâfî olduğunu, ebcedi teşkil eyleyen kelimelerin fi’l-asl ecnebi bulunduğunu söylemişlerdir. Sonraları bu kelimeler muska, vefk gibi şeylerde kullanılmış ve her birine adedî bir kıymet verilmiştir. Yahudilerin Uhud-ı Kadîm Tefsirinde bu harfleri bu suretle kullandıkları görülüyor&#8221;</p>
<p>İşte yukarıda bahsettiğimiz bu hesap gereğince &#8220;Allah lafzının hilal e , muhammed lafzınında gül e  tekamül eder. Bu sebepledir ki Bu iki çiçek Türk ve İslam aleminde önemli yer tutar.</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 1758 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2011/02/04/lale-ve-gul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayıp Kıta Atlantis</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/07/05/kayip-kita-atlantis/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/07/05/kayip-kita-atlantis/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 20:37:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İLGİNÇ TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[altantis]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve mu]]></category>
		<category><![CDATA[donnelly]]></category>
		<category><![CDATA[kayı kıta lemuria]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta atlantis]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta hakkında iblmedikleriniz]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta hakkında teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta mu]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta nerede]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta ve yapılan çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıtanın gizemi]]></category>
		<category><![CDATA[lemuria]]></category>
		<category><![CDATA[lemurya]]></category>
		<category><![CDATA[minos]]></category>
		<category><![CDATA[mu]]></category>
		<category><![CDATA[platon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=423</guid>
		<description><![CDATA[Kayıp ada Atlantis hakkında teoriler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kayıp ada Atlantis hakkında teoriler</p>
<p>Yunanlı ünlü filozof Plato’nun ilk olarak 2,000 sene önce bahsettiği Atlantis, o günden bu yana insanların gerçekten var olup olmadığını tartıştıkları efsanevi bir kıta. Bazıları Plato’nun yazdıklarının gerçek olduğunu kabul ederken, bazıları ise var olmuş bir medeniyetin ardından iz bırakmadan yok olması fikrini kabul etmiyor. Plato, notlarında Atlantis’in Kuzey Afrika ve Asya’nın birleşimi kadar büyük olduğunu belirtiyor. Bu kadar büyük bir kıtanın tamamen gözlerden kaybolması pek akla yatkın değilken, bilim dünyası bugüne kadar kayıp kıta hakkında somut bir delil elde edemedi.</p>
<p>Bu konuda araştırmalarını sürdürenler, Atlantis’in nerede bulunmuş olabileceği sorusunu soruyor. Ortaya atılan teoriler, kayıp kıtanın Okyanusya’dan Antarktika’ya kadar birçok yerde bulunduğunu iddia ediyor. ABD&#8217;li araştırmacı Jeff Danelek, bu teorilerden bazılarını değerlendirdi:</p>
<p>Atlantis’in kalıntılarının bulunduğuna ait bilgiler tamamen kurgusal</p>
<p>Birçok bilim insanı ve tarihçiye göre, Plato’nun ünlü diyalogları Critias ve Timaeus’da bahsettiği son derece zengin bir uygarlık olan Atlantis tamamen kurgu ürünü. Bu fikri savunanlar, Plato’nun tanrılara sırtını çevirerek yok edilen bir uygarlıktan bahsederek, bu şekilde aynısını yapmaya cüret edecek insanları uyardığını ve onları aydınlattığını savunuyor.</p>
<p>Plato, notlarında Yunan Tanrısı Poseidon’un Atlantis’in ilk kralının kızı olan Atlas’a âşık olduğunu anlatıyordu. Plato’nun notlarında ayrıca Atlantis’in 12,000 yıl önce Yunan ve Doğu Akdeniz’den gelen toplumlar tarafından yenilgiye uğratıldığı yer alıyor. Ancak bu tarih ilk uygarlıkların bile görülmeye başladığı tarihin öncesine düşüyordu.</p>
<p>Atlantis bir kurguydu ancak dünyanın yaşadığı sel felaketi doğruydu</p>
<p>Plato notlarında binlerce yıl önce tüm dünyayı etkisi altına alan büyük bir sel felaketinden bahsetmişti. Bu felaketin ardından hayatta kalan insanlar yeni uygarlıkların temelini atmıştı. Buna dayanarak, Plato’nun Atlantis’i sel felaketinin ardından yeni oluşan uygarlıklardan biri olarak değerlendirdiği düşünülebilir.</p>
<p>Böylece, Plato’nun yaşadığı zamandan 10 bin yıl önce büyük bir sel felaketi yaşanmış olduğunu da düşünebiliriz. Bazılarına göre bu son Buz Devri’nde eriyen buzulların neden olduğu dev okyanus dalgaları veya Dünya’ya düşmüş bir meteordan kaynaklanıyor.</p>
<p>Atlantis Atlantik Okyanusu’nun ortasında yer alıyordu ve doğal afetlerle yok oldu</p>
<p>Bu teori ilk olarak 1882 yılında yazdığı “Atlantis, the Antediluvian World” adlı kitapta yazar Ignatius Donnelly tarafından ortaya atıldı. Donnelly, Atlantik Okyanusu’nun derinliğini sadece birkaç yüz metre olarak tahmin etmiş ve okyanus tabanının nadiren dikey olarak yüzeye doğru hareket ettiğini düşünmüştü.</p>
<p>Atlantik’in kilometrelerce derinliğe sahip olduğu ve kıtalar oluşturacak kadar yükselme hareketleri yapmadığı keşfedilene kadar, Donnelly’nin teorisi birçoklarına mantıklı geldi. Bugün bazıları, Plato Atlantis’i eski adıyla “Herkül’ün Sütunları” olarak bilinen Cebelitarık Boğazı’nın dışına yerleştirdiği için hala Atlantik’te aramaktadır.</p>
<p>Plato’nun bahsettiği medeniyet Minos, ada ise volkanik ada Tera’ydı</p>
<p>Bilimsel açıdan biraz doğruluk payı içerdiği öne sürülen bir teori, Plato’nun Atlantisliler olarak bahsettiği insanların bir zamanlar Yunanistan’ın Girit Adası’nda yaşamış Minos uygarlığı olduğu. Minos uygarlığı, M.Ö 1,600 yılında bugün Santorini Adası olarak bilinen Tera&#8217;da yaşanan dev volkanik patlamada neredeyse dünyadan silindi. Patlama ayrıca Akdeniz kıyılarında dev tsunamilerin oluşmasına neden oldu.</p>
<p>Tanrıların öfkesinden kaynaklandığına inanılacak bu tür bir felaket, mutlaka Mısırlıların kayıtlarına geçer ve olaydan 1,000 yıl sonra yaşamış olan Plato’nun mitolojisine dâhil olurdu. Bir hipotez, yüzyıllarca anlatılan bu olayın abartılarak Plato’nun kulağına farklı bir şekilde gittiği. Kısaca, yaşanan felaket çok büyük ve zengin bir ada uygarlığının üzerinde odaklanarak anlatılmış olabilir.</p>
<p>Atlantis Karadeniz’de yaşanan selin bir uydurmasıydı</p>
<p>Kabul edilen bir diğer teori, Atlantis’in yine Plato’nun dünyaya gelmesinden binlerce yıl önce meydana gelen bir olaydan uydurulmuş bir şey olduğu. Bu sefer hayallere kaynak oluşturan olay M.Ö 5,600 senesinde Akdeniz’in Boğazları aşarak Karadeniz’de büyük bir sele neden olması.</p>
<p>Bu olay gölü bir deniz haline getirdi ve bu değişime tanık olan insanların üzerinde büyük bir etki yaptı. Bu insanlar yükselen sulardan kaçarak yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldı. Zamanla, oldukça abartılan bir öyküye çevrilen olay Plato’nun hayal gücünü etkiledi.</p>
<p>Atlantis Antarktika’nın daha ılıman iklime sahip haliydi</p>
<p>Kutup noktalarının kaymasıyla Dünya’nın çok büyük felaketlerle karşılaşabileceğini öne süren ABD’li akademisyen Charles Hapgood, yerkabuğunun yaklaşık 12 bin yıl önce kaymış olabileceğini öne sürmüştü. Hapgood’a göre, yerkabuğu her bin yılda yeraltındaki basınçtan dolayı kayıyordu. Hapgood, bu düşüncelerine dayanarak Atlantis’in bir zamanlar Dünya’nın çok daha kuzeyinde bir noktada yer aldığını ve ılıman bir iklime sahip bu kıtada çok nüfuslu bir uygarlığın yaşadığını öne sürdü.</p>
<p>Ancak kutup noktalarının yer değiştirmesi Atlantis’i buz çağının göbeğine düşürdü ve koca kıta bugün yaşamın olmadığı Antarktika’ya döndü. Bazıları bu teoriyi mantıklı bulsa da, yerkabuğunun Hapgood’un bahsettiği kadar ani ve büyük değişimlere neden olacak şekilde kayması bilimsel olarak desteklenen bir şey değil.</p>
<p>Atlantis Lemurya olarak bilinen antik bir adaydı</p>
<p>Şaşırtıcı şekilde, antik bir ada uygarlığına ait inanışları olan tek uygarlık Yunanlılar değildi. Hindistan ve Asyalı toplulukların, Hint Okyanusu’nda bir zamanlar var olmuş olduğuna inandığı Lemurya adında bir kıta vardı. Bu fikir, ilk olarak 19’uncu yüzyılda yaşamış zoolog Philip Sclater’den geldi.</p>
<p>Sclater, incelediği hayvanların orijinlerinde kopukluk olduğunu ortaya çıkarınca bir zamanlar Madagaskar ve Hindistan’ın birleşik olabileceği fikrini ortaya attı. İki kara parçasının oluşturduğu kıta ise Lemurya’ydı. Ancak tektonik hareketlerden pek anlamayan Sclater, Hint Okyanusu’nda bahsettiği kıta değişimini destekleyecek hiçbir jeolojik değişimin gözlenebilir olmadığını fark etmedi.</p>
<p>Atlantis aslında mitolojik kıta Mu’ydu</p>
<p>Mu, Atlantik veya Pasifik Okyanusu’nda var olduğu düşünülen bir kıta. Kıta’nın, insanlığın ortaya çıktığı dönemin başlarında yok olduğu ve geride kalan insanlarının kıtalara dağılarak ileriki uygarlıkların temelini attığına inanılıyor. Bugün ise bilim insanları Mu, Atlantis veya Lemurya gibi adalar hakkında ortaya atılan teorileri reddediyor.</p>
<p>Çünkü bahsedildiği kadar büyük kıtaların çok kısa zamanda okyanusun dibini boylaması bilimsel olarak destek görmüyor. Ayrıca, tarih boyunca elde edilen arkeolojik ve genetik bulgular, Eski Dünya (Asya-Avrupa) ve Yeni Dünya’da (Amerika) ortaya çıkmış uygarlıkların aynı atalardan geldiklerini ortaya koyuyor.</p>
<p>Atlantis Güneydoğu Asya’daydı</p>
<p>Eğer Buz Çağı’na ait bir Dünya haritasına bakılırsa, o dönem Kuzey Amerika ve Avrupa’nın çoğunu oluşturan dev buz dağlarının barındırdığı su sayesinde okyanus seviyelerinin 60 metre civarında alçak olduğu anlaşılır. Aynı dönemde, bugün takımadalar halinde bulunan Endonezya, Avustralya’dan Hindistan’a kadar uzanan Batı Avrupa büyüklüğünde bir kara parçasıydı. Ilıman iklimi, tropikal bitki örtüsü ve geniş yaşam alanı, bir uygarlığın ortaya çıkması için çok uygun bir yerdi.</p>
<p>Belki de o zamanlar çok ileri teknoloji elde etme noktasına kadar gelen bir uygarlık ortaya çıktı ve sonunda kendi kendini yok etti. Zamanla yükselen sular da bu uygarlıktan kalan kalıntıların üzerini örttü. Tabii bu teori, dünyanın dört bir yanındaki farklı kültürler için çok gelişmiş ve sonradan yok olmuş uygarlıklara ait hikâyeler üretmek için kullanılabilir.</p>
<p>Atlantis Bahama Adaları, Bermuda, Azorlar veya Kanarya Adaları’nın bulunduğu bir yerdeydi</p>
<p>Plato’nun bir zamanlar Atlantik Okyanusu’nda bir kıtanın var olduğuna yönelik notları, kolayca ortadan kalkabilecek bir düşünce değil. Bugün Afrika kıyılarından Güney ve Kuzey Amerika açıklarına ve Avrupa kıyılarına kadar Atlantik Okyanusu’nda bulunan kara parçaları bu düşüncenin parçası olabilir. Ancak bu ada devletler ve kara parçaları büyüklük açısından dikkate alınacak bir özellik taşımadıkları gibi, bugüne dek üzerlerinde gelişmiş bir uygarlığın yaşadığına dair bir iz bulundurmuyorlar.</p>
<p>Bahama Adaları’nın açıklarındaki Bimini Adası’nda 1968 yılında keşfedilen insan yapımına benzeyen rıhtım, elde edilen tek modern bulgu. Ancak bazı bilim insanları bunun bile kayaların doğal düzeninden oluştuğunu öne sürüyor. Bermuda Şeytan üçgeni ise, pek destek görmeyecek bir teori olarak çok arkalarda kalıyor.</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/07/mu.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-425" title="mu" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/07/mu-300x193.jpg" alt="" width="300" height="193" /></a></p>
<div class="flashalbum">
<div class="flagallery_swfobject" id="so7_c1">
<h1 style="font-size:14px; font-weight:normal; margin:0; padding:0; background:none; border:none;"><a style="font-size:14px; font-weight:normal; margin:0; padding:0; background:none; border:none;" href="http://codeasily.com/wordpress-plugins/flash-album-gallery/flag" title="GRAND Flash Album Gallery">GRAND Flash Album Gallery</a></h1>
<h1 style="font-size:12px; font-weight:normal; margin:0; padding:0; background:none; border:none;"><a style="font-size:12px; font-weight:normal; margin:0; padding:0; background:none; border:none;" href="http://photogallerycreator.com" title="Skins for GRAND FlAGallery">GRAND FlAGallery için dış görünümler, REsim ve video galerileri</a></h1>
<h2 style="font-size:12px; font-weight:normal; margin:0; padding:0; background:none; border:none;"><a style="font-size:12px; font-weight:normal; margin:0; padding:0; background:none; border:none;" href="http://codeasily.com" title="Wordpress Flash Templates, WordPress Themes and WordPress plugins">CodEasily.com tarafından geliştirilen - WordPress Flash temaları, WordPress Temaları ve WordPress eklentileri</a></h2>
<a href="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer">Flash Player</a> ve javascript desteği olan bir tarayıcıya ihtiyaç vardır.
</div></div>
<script type="text/javascript" defer="defer">
var swfdiv=document.getElementById('so7_c1');swfdiv.style.display='none';setTimeout(function(){swfdiv.style.display='block';},3000);
var so7_c1 = {
	params : {
		wmode : "window",
		allowfullscreen : "true",
		menu : "false",
		bgcolor : "##262626"},
	flashvars : {
		path : "http://www.egetarih.net/wp-content/plugins/flagallery-skins/default/",
		gID : "7",
		galName : "Kayıp Kıta Atlantis",
		width : "100%",
		height : "500"},
	attr : {
		styleclass : "flashalbum",
		id : "so7_f1",
		name : "so7_f1"},
	start : function() {
		swfobject.embedSWF("http://www.egetarih.net/wp-content/plugins/flagallery-skins/default/gallery.swf", "so7_c1", "100%", "500", "10.0.0", "http://www.egetarih.net/wp-content/plugins/flash-album-gallery/skins/expressInstall.swf", this.flashvars, this.params , this.attr );
swfobject.createCSS("#so7_f1","outline:none");
	}
}
so7_c1.start();
</script>
<p>Kaynak : www.hurriyet.com.tr</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 1781 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/07/05/kayip-kita-atlantis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı&#8217;nın bilmediğiniz yönleri ?</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/04/08/osmanlinin-bilmediniz-yonleri/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/04/08/osmanlinin-bilmediniz-yonleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2010 07:46:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İLGİNÇ TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[10 milyon km kare genişliğinde bir toprak büyüklüğüne ulaştığını - Osmanlı da örf ve adet kelimesinin hayat nizamı yerine kullanıldığını]]></category>
		<category><![CDATA[600 yıllık Osmanlı Devletin de]]></category>
		<category><![CDATA[aynı cezaya mahkum olduğunu ve son anda tacirin bu hakkından vaz geç...mesi sonucu kolunu kesilmekten kurtarabildiğini - Osmanlı Devletinin küçük bir beylikten]]></category>
		<category><![CDATA[bir yahudi tüccarın kolunu haksız yere kestirdiği için]]></category>
		<category><![CDATA[bugün işgal altındaki Filistin topraklarını satın almak isteyen ve bunun karşılığında tüm Osmanlı Devletinin borçlarını ödemeyi taahhüt eden Yahudilere bu toprakları satmadığını - Ardından gelen ve 2.]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çoğu zaman zenginlerin zekat ve sadaka verecek fakir insan bulamadıklarını - Osmanlı Devletin de adeletin en temel prensip olduğunu ve Fatih Sultan Mehmet Han'ın]]></category>
		<category><![CDATA[hiç bir vatandaşının inancına karışmadığını ve herkesi kendi inancında özgür bıraktığını - II. Abdülhamid Han'ın]]></category>
		<category><![CDATA[o gün Osmanlı toprağı olan]]></category>
		<category><![CDATA[ve herşeyin edep ve adap çerçevesinde yapıldığını - Osmanlı Devletinin fetih yaptığı hiç bir bölgede kadın]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı ve kendisine karşı savaşmayan hiç bir kimsenin kılına bile zarar vermediğini - 600 Yıllık devlet hayatı boyunca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=334</guid>
		<description><![CDATA[Bunları Biliyormuydunuz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>600 yıllık Osmanlı Devletin de, çoğu zaman  zenginlerin zekat ve sadaka verecek fakir insan bulamadıklarını</h3>
<h3><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/04/osm1.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-335" title="osm1" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/04/osm1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>-  Osmanlı Devletin de adeletin en temel prensip olduğunu ve Fatih Sultan  Mehmet Han&#8217;ın, bir yahudi tüccarın kolunu haksız yere kestirdiği için,  aynı cezaya mahkum olduğunu ve son anda tacirin bu hakkından vaz geç&#8230;mesi  sonucu kolunu kesilmekten kurtarabildiğini</p>
<p>- Osmanlı Devletinin  küçük bir beylikten, 10 milyon km kare genişliğinde bir toprak  büyüklüğüne ulaştığını</p>
<p>- Osmanlı da örf ve adet kelimesinin hayat  nizamı yerine kullanıldığını, ve herşeyin edep ve adap çerçevesinde  yapıldığını</p>
<p>- Osmanlı Devletinin fetih yaptığı hiç bir bölgede  kadın, çocuk, yaşlı ve kendisine karşı savaşmayan hiç bir kimsenin  kılına bile zarar vermediğini</p>
<p>- 600 Yıllık devlet hayatı boyunca,  hiç bir vatandaşının inancına karışmadığını ve herkesi kendi inancında  özgür bıraktığını</p>
<p>- II. Abdülhamid Han&#8217;ın, o gün Osmanlı toprağı  olan, bugün işgal altındaki Filistin topraklarını satın almak isteyen ve  bunun karşılığında tüm Osmanlı Devletinin borçlarını ödemeyi taahhüt  eden Yahudilere bu toprakları satmadığını</p>
<p>- Ardından gelen ve 2.  Abdülhamid Han&#8217;ın tahtan indirilmesine sebep olan 31 Mart ayaklanmasının  bir çapulcu ayaklanması olduğunu ve işi organize edenlerin içinde  Yahudilerin de olduğunu</p>
<p><span id="more-334"></span></p>
<h2>Osmanlı padişahlarının bilmediğiniz yönleri<!-- google_ad_section_end --></h2>
<p><!-- BEGIN TEMPLATE: ad_showthread_firstpost_start --> <!-- END TEMPLATE: ad_showthread_firstpost_start --></p>
<div>
<div id="post_message_5420">
<blockquote><p><!-- google_ad_section_start --><strong><span style="font-family: Georgia;"></p>
<p>Güreş<br />
Murad Hüdavendigar, Çelebi Mehmed, IV. Murad, Sultan Abdülaziz</p>
<p>Avcılık<br />
I. Murad, Yıldırım Bayezid, II. Murad, Fatih Sultan Mehmed, Kanuni  Sultan Süleyman, II. Selim, I. Ahmed, II. Osman, IV. Murad, IV. Mehmed</p>
<p>Balık Tutmak<br />
Kanuni Sultan Süleyman</p>
<p>Ok Atıcılığı<br />
II. Murad, Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni  Sultan Süleyman, IV. Murad, III. Ahmed, II. Mahmud</p>
<p>Binicilik (Cündilik)<br />
III. Murad, II. Osman, IV. Murad, IV. Mehmed, II. Mustafa, II. Mahmud,  Sultan Abdülaziz</p>
<p>Cirid<br />
I. Ahmed, IV. Murad, IV. Mehmed, II. Mustafa, III. Selim, II. Mahmud</p>
<p>Tüfenk Atıcılığı<br />
IV. Murad, IV. Mehmed, II. Mustafa, III. Ahmed, I. Abdülhamid, III.  Selim, II. Mahmud, II. Abdülhamid</p>
<p>Gürz Kaldırma<br />
Orhan Gazi, I. Ahmed, IV. Murad</p>
<p>Labud ve Hışt Atma<br />
IV. Murad</p>
<p>Mızrak<br />
II. Mahmud</p>
<p>Tomak<br />
IV. Murad, I. İbrahim, IV. Mehmed<br />
Şair padişahlar</p>
<p>Osmanlı Padişahlarının çoğu şairdir. Bazılarının divanı vardır. Şiirde  isimlerinden ayrı lakaplar kullanmışlardır. Bunlar:</p>
<p>2. Murad :Muradi / Fatih :Avni / 2. Bayezid :Adni / 1. Ahmed :Bahti / Genç Osman :Farisi / 4. Murad : Muradi / 2. Mustafa İkbali / 3. Ahmed :Necip / 1. Mahmut :Sebkati / 3. Mustafa: Cihangir / 3. Selim :İlhami / 2. Mahmud :Adli.</p>
<p>Ordunun başında savaşa gidenler</p>
<p>Osman Gazi, Orhan Gazi, 1. Murad, 1. Bayezid, 1. Mehmed, 2. Murad, Fatih  Sultan Mehmed, 2. Bayezid, Yavuz Selim, Kanuni Süleyman, 3. Mehmed, 2.  Osman, 4. Murad, 2. Mustafa.</p>
<p>Savaşta şehit olan</p>
<p>1.Murad (Kosova�a)</p>
<p>Savaşta yaralanan</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed.</p>
<p>Esir olan</p>
<p>Yıldırım Bayezid</p>
<p>Pehlivan olan padişahlar</p>
<p>4. Murad, Abdülaziz</p>
<p>İhtiyarken tahta çıkan</p>
<p>5. Mehmed Reşat 65 yaşında tahta çıkmakla en yaşlı çıkan padişah  olmuştur.</p>
<p>En genç tahta çıkan</p>
<p>4. Mehmed 7 yaşında tahta çıkmıştır.</p>
<p>Kullandıkları lakaplar</p>
<p>Osmanlı Padişahlarının 16&#8242;ının isimlerinden ayrı olarak lakapları  bulunmaktadır.</p>
<p>-1. Osman ile oğlu Orhan&#8217;n lakapları Gazidir.</p>
<p>-1. Murad&#8217;ın Hüdavendigar</p>
<p>-1. Mehmed&#8217;in Çelebi</p>
<p>-2. Mehmed&#8217;in Fatih</p>
<p>-2. Bayezid&#8217;ın Sofu-Veli</p>
<p>-1. Selim&#8217;in Yavuz</p>
<p>-1. Süleyman&#8217;ın Kanuni</p>
<p>-2. Selim&#8217;in  Sarı</p>
<p>-3. Mehmed&#8217;in Eğri Fatihi</p>
<p>-1. Mustafa&#8217;ın Deli</p>
<p>-2. Osman&#8217;ın Genç</p>
<p>-4. Murad&#8217;ın Bağdat Fatihi</p>
<p>-4. Mehmed&#8217;in Avcı</p>
<p>-3. Selim&#8217;in Halim</p>
<p>-2. Mahmud&#8217;un Adli&#8217;dir.<br />
</span> </strong></p></blockquote>
</div>
</div>
</h3>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 5481 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/04/08/osmanlinin-bilmediniz-yonleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Portsmouth FC</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/04/07/portsmouth-fc/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/04/07/portsmouth-fc/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2010 10:46:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İLGİNÇ TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[abdülhamit]]></category>
		<category><![CDATA[ay yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[ay yıldızlı takımlar]]></category>
		<category><![CDATA[drogheda]]></category>
		<category><![CDATA[Drogheda United]]></category>
		<category><![CDATA[portsmouth]]></category>
		<category><![CDATA[Portsmouth FC]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=329</guid>
		<description><![CDATA[Portsmouth FC'deki Ay Yıldız'ın sırrı nedir?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir dönem İngiltere Premier Lig’de mücadele eden fakat şu sıralar İngiltere Championship Ligi&#8217;nde yeralan ve son dönemde yaşadığı ekonomik krizle sık sık gündeme gelen Portsmouth Kulübü’nün, Osmanlı Sultanı 2. Abdülhamit tarafından kurulduğu ve bundan dolayı ambleminde &#8220;ay-yıldız&#8221; bulunduğu iddia ediliyor.<br />
<a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/04/Portsmouth.jpeg"><img class="alignleft size-full wp-image-330" title="Portsmouth" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/04/Portsmouth.jpeg" alt="" width="319" height="360" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Portsmouth&#8217;u hepimiz ingiltere Premier Ligi&#8217;nden duymuşuzdur. Oysa ki Portsmouth ile Türkiye arasında bilmediğimiz bazı bağlar var, bunlardan ilki: Vatan topraklarından çok uzaklarda yatan aziz bahriye şehitlerimiz&#8230;</p>
<p>1850 yılında Portsmouth yerel gazetelerinden birinin haberine göre: İngiliz usulü top talimi veseyr-i sefain eğitimleri görmek üzere istanbul&#8217;dan avara eden MiRAT-I ZAFER ve SiRAG-I BAHRi BiRiK isimli iki firkateyn Ekim 1850&#8242;de Portsmouth/ingiltere Deniz Askeri Üssü&#8217;ne intikal ederler.</p>
<p>Portsmouth Limanı&#8217;nda bulunan iki Türk firkateyninin subayları Sir Godfrey Webster&#8217; in rehberliğinde, Portsmouth Tersanesi ve Clarence Kızakhanesi&#8217; nin hemen tüm bölümlerini ziyaret etmiş bulunurlar.</p>
<p>Türklerin erzak alışverişi yaptıkları, gemileri ziyaret etmek isteyen ingilizlere çok nazik davrandıkları, ancak cuma ve cumartesi günlerini dinî inançları nedeniyle ibadete ayırdıkları ve bu günlerde ziyaretçi kabul etmedikleri belirtilmektedir.</p>
<p>Coşkuyla karşılanan leventlerimizin eğitimleri başarıyla devam etmektedir. Fakat Portsmouth ve karşı kıyıdaki (Gosport) sağlık koşullarının dikkate alınmaması (yeterince önlem alınmaması) firkateyn mürettebatlarına pahalıya mâl olacaktır. 1849 yazında görülen kolera salgınında bölgede bini aşkın kişi hayatını kaybetmiştir. Kanalizasyon sisteminden yoksun, tersane işçilerinin üst üste yığılarak yaşadığı sağlıksız mahallelerde, altyapı çalışmaları ancak 1854&#8242; ten sonra başlatılabilmiştir. Kolera salgının 1850 yılında Gosport&#8217;a sıçraması bu tarihlerde bölgede bulunan denizcilerimize acı kayıplar yaşatacaktır. Gosport&#8217;ta, 1745&#8242;ten 1996&#8242;ya kadar ingiliz Kraliyet Donanması adına hizmet veren, Haslar Hastanesi, kabristanının bir bölümünü Türk şehitliğine ayırmıştır.</p>
<p>Günümüze kalan mezar taşları olayın şahitleri niteliğindedir. Taşların tümü 1850-1851 yıllarına aittir, çoğunluğu ise 1851 tarihlidir. Aynı yılın içinde, beş aylık bir zaman diliminde, 22 Türk denizcisinin birden vefat etmiş olması salgın hastalığın boyutlarını göstermektedir. 1985&#8242;te Genelkurmay Başkanlığı tarafından başlatılan bir çalışma sonucunda restorasyonu yapılan Şehitlik, Türk Deniz Şehitleri Günü olan 4 Nisan 1993&#8242;te törenle açılmıştır.</p>
<p>Şehitlikte halen üç adet özgün mezar taşı bulunmaktadır. <strong>Bunlardan biri &#8220;Kullu nefsun zâikatul mevt (her nefis ölümü tadacaktır) ibaresi ile başlayıp şehitlikte yatan tüm asakir-i islam&#8217; dan merhumin&#8217;in ruhları için el Fatiha (merhum islam askerlerinin ruhları için el Fatiha) ile her iki gemi mürettebatından, bu şehitlikte yatanların tümüne birden ithaf edilmiştir.</strong></p>
<p>Burada ilginç olan diğer bir nokta ise bu taşın üzerinde yer alan ay yıldızın bir yandan Türk-Osmanlı geleneğini çağrıştırırken aynı zamanda Gosport&#8217;un karşısında yer alan Portsmouth kentinin sembolü olması ve günümüzde de bu özelliğini sürdürmesidir.Evet, bu kent Ay-Yıldız sembolünü benimsemiştir. Bu, tabii ki, oraya gelen iki gemi nedeniyle olmamıştır.</p>
<p>Dilbilimciler kentin adının Eski ingilizce&#8217;de kaz anlamına gelen gosa ve kökeni Latin olan, liman anlamındaki portus kelimelerinden türetildiğini iddia etmektedirler. Ancak kentin, günümüzde de halk arasında yaygın olan diğer bir adı da &#8220;Turk Town&#8221; yani &#8220;Türk Kasabası&#8221;dır.</p>
<p>Gosport doğumlu halk ozanı Cyril Towney&#8217;e göre Gosportlular kendilerini her zaman Türk olarak tanımlamışlardır. Towney ile bu konuda görüşmüş olan folklor uzmanı J. E. Mann bir Gosportlu olarak kendisinin de anımsayabildiği en erken yaştan bu yana bu gizemli bağlantıyı bildiğini, ancak yerel yazılı kaynaklardan hiç birinde bu ada rastlanmadığını belirtmektedir.</p>
<p>Bölgede Türkler ile ilgili diğer bir ad da <strong>HMS Sultan</strong> dır. Halen bir yer adı olan ve burada bulunan bir Kraliyet Donanması okuluna adını veren <strong>HMS (Her Majesty&#8217; s Ship: Majestelerinin gemisi)</strong> Sultan, aslında bir geminin adıdır. Adı daha önce Triumph olan geminin adı, 1870 yılında Sultan Abdülaziz&#8217; in ingiltere&#8217; yi ziyareti nedeniyle Sultan olarak değiştirilmiştir.</p>
<p>Bölgedeki Türk izlerinin tümü denizcilik ile sınırlı değildir. Örneğin Fort Nelson Kalesi&#8217;nde yer alan Kraliyet Silah Müzesi&#8217;nin koleksiyonunun en değerli parçalarından biri de 1464 tarihli bir Türk topudur. 19. yüzyılda Çanakkale Boğazı&#8217;nda koruma amaçlı olarak kullanılmakta olan bu tarihî top 1868&#8242; de General Sir John Lafroy&#8217;un girişimi üzerine Osmanlı Devleti tarafından ingiltere&#8217;ye hediye edilmiştir. İngiltere&#8217;de Gosport ve Portsmouth&#8217; un içinde yer aldığı Hampshire Bölgesi Londra ile bağlantılı önemli limanlara sahip olduğundan, araştırmalar derinleştikçe buradan Osmanlı-Büyük Britanya ilişkilerinin tarihine yeni boyutlar getirebilecek daha pek çok belge, eser ve anı gün ışığına çıkabilecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ADADAKİ DİĞER AY-YILDIZLI TAKIM: DROGHEDA UNITED</p>
<p>İrlanda Premier Ligi’nde mücadele eden Drogheda United takımının ambleminde de ay-yıldız yer alıyor.</p>
<p>Bir süre önce Türkiye’ye resmi ziyaret gerçekleştiren İrlanda Cumhurbaşkanı Mary McAleese, 1847 yılında 1 milyon İrlandalı’nın hayatını kaybettiği Büyük Açlık döneminde Osmanlı Devleti’nin içi gıda dolu 3 gemisini Drogheda limanına gönderdiğini hatırlatarak, &#8220;İrlanda halkı bu eşine az rastlanır bonkörlük girişimini asla unutmadı ve bunun sonucunda sizin bayrağınızdaki semboller, bu güzel yıldız ve hilali bölgenin sembolü haline getirdiler. Hatta futbol takımının formalarının üzerinde de bu güzel Türk sembollerini görüyoruz&#8221; demişti.</p>
<p>Diğer bir AY YILDIZ lı takım  Drogheda United</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/04/droghedaunited.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-331" title="droghedaunited" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/04/droghedaunited.jpg" alt="" width="590" height="180" /></a></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 2376 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/04/07/portsmouth-fc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE’DE İLKLER..</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/03/20/turkiye%e2%80%99de-ilkler/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/03/20/turkiye%e2%80%99de-ilkler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 09:56:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sule.mutlu88</dc:creator>
				<category><![CDATA[İLGİNÇ TARİH]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[Din Uğruna Yapılan ilk Savaş: Osmanlı İmparatorluğu savaşlarına dinsel bir nitelik vermiştir. Cihad “bütün gücü kullanma” anlamına gelen arapça bir kelimedir. Dini bir mücadele anlamı taşımaktadır. Osmanlılar ilk cihad ilanını I.Kosova Savaşı’nda(1389) vermiştir. İlk Osmanlı Sarayı: Osmanlı Devleti’nin ikinci padişahı olan Orhan Gazi tarafından Bursa’da ilk saray yapımı başlatılmıştır. Saray Beyazıt zamanında tamamlanmıştır fakat daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left"><strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/ist41.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-102" title="İki kıtayı birbirine bağlayan ilk köprü" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/ist41-225x300.jpg" alt="İki kıtayı birbirine bağlayan ilk köprü" width="225" height="300" /></a>Din Uğruna Yapılan ilk Savaş</span>:</strong></p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu savaşlarına dinsel bir nitelik vermiştir. Cihad “bütün gücü kullanma” anlamına gelen arapça bir kelimedir. Dini bir mücadele anlamı taşımaktadır. Osmanlılar ilk cihad ilanını I.Kosova Savaşı’nda(1389) vermiştir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Osmanlı Sarayı</span>:</strong></p>
<p>Osmanlı Devleti’nin ikinci padişahı olan Orhan Gazi tarafından Bursa’da ilk saray yapımı başlatılmıştır. Saray Beyazıt zamanında tamamlanmıştır fakat daha sonra Timur’un orduları tarafından yıkılmıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Avrupa Gezisine Çıkan İlk Padişah</span>:</strong></p>
<p>Sultan Abdüllaziz 21 Haziran 1867’de ilk kez Avrupa gezisine çıkmıştır. Tarihimizde fetihlerde ordu başında sefere çıkan padişahlarımız da Avrupa ortalarına kadar ilerlemişlerdir. Buda unutulmaması gereken bir noktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İki Kıtayı Bağlayan İlk Köprü</span>:</strong></p>
<p>Asya ile Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan ilk köprü İstanbul Boğaziçi Köprüsüdür. 1973 yılında Fahri Korutürk tarafından açılmıştır. Cumhuriyetimizin 50.yıl dönümünde ise hizmete girmiştir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Çikolata Fabrikası</span>:</strong></p>
<p>İstanbul’da 1924 yılında çalışılmaya başlanmıştır. Bu yıldan önce ise Türkiye’ye dışardan çikolata getiriliyordu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Dolmuş</span>:</strong></p>
<p>İstanbul’da 1940-41 yıllarında başlamıştır. II. Dünya Savaş’ı sırasında dışarıdan taşıt alınamıyordu. Bu sebeble dolmuşlarla yolcu taşındı. Halk bu tarz yolculuğu benimsemiştir. Bu durum dolmuşların kısa sürede Anadolu’nun pek çok kesiminde yayılmasını sağlamıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Fotoğrafçılık Dersi</span>:</strong></p>
<p>1937’de Gazi Ortaöğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü’nde resim bölümünde verilmiştir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Gecekondu</span>:</strong></p>
<p>Gecekondular belediyelerden izinsiz kurulurlar. Ülkemizde II.Dünya Savaş’ından sonra işsizlik sorunu ortaya çıkmıştır. Bu durum büyük şehirlere göç edilmesine sebeb olmuştur. Buralarda ev bulup yerleşme sorunu olduğu için gecekondular oluşmuştur.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Kaşar Peyniri</span>:</strong></p>
<p>Kaşar peyniri 19.yy’ın ortalarında ortaya çıkmıştır. Bir musevi kızı bulmuştur. Yapılış yeri Türkiye’dir. Ülkemizde Kırklareli, Afyon, Bursa, Edirne ve Kars’ta sütten özel bir maya ile karıştırılarak, belirli bir sıcakta ısıtılıp elde edilir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Sinema Salonu</span>:</strong></p>
<p>1908 yılında İstanbul’da ilk sinema salonu açılmıştır. Sigmund Weinberg, “Pathe” adını alan bu sinema salonunu Tepebaşı Sergi Sarayı’nın bulunduğu yerdeki şehir tiyatrosunun komedi bölümünde hizmete açmıştır. İlerleyen zamanda ard arda sinema salonları açılmıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Kadın Muhtar</span>:</strong></p>
<p>Ülkemizin ilk kadın muhtarı Gül Esin’dir. 1933 yılında Aydın’nın Çine ilçesi, Karpuzlu Bucağı’nın muhtarlığını yapmıştır. Kız kaçırmanın önüne geçilmesi için yaptığı çalışmalar yanısıra köye yol, köprü vb çalışmalarıyla da katkı sağlamıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Pazar Tatili Uygulaması</span>:</strong></p>
<p>Türkiye’de ilk Pazar tatili uygulaması 1935 yılında yürürlüğe giren yasa ile başlamıştır. Bu tarihten önce tatil günü Cuma idi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/Battle_of_Kosovo_1389.png"><img class="alignleft size-medium wp-image-106" title="Battle_of_Kosovo_1389" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/Battle_of_Kosovo_1389-228x300.png" alt="Battle_of_Kosovo_1389" width="228" height="300" /></a></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Renkli Film</span>:</strong></p>
<p>“Halıcı Kız” 1953 yapımı yönetmenliğini Muhsin Ertuğrul’un üstlendiği Türk sinema tarihinin ilk renkli filmidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Elektronik Hesap Makinesi</span>:</strong></p>
<p>1960 yılında Karayolları Genel Müdürlüğü’ne yurtdışından hesap makinesi getirildi. Karayolları Genel Müdürlüğü elektronik hesap makinesini kulllanan ilk kuruluş oldu. Üniversitelerimizde ise 1964 yılında ilk olarak İstanbul Teknik Üniversitesinde kullanılmıştır<strong>.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Türkiye’de İlk Festival</span>:</strong></p>
<p>1931 yılında Beylerbeyi Saray’ında düzenlenen “Balkan Oyunları Festivali” Türkiye’deki ilk festivaldir. İlk tiyatro festivalleri ise 1959 yılında devlet tiyatroları tarafından Antalya Aspendos’ta düzenlenmiştir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Kazı</span>:</strong></p>
<p>1871 yılında Truva’da Şiliman tarafından yapılmıştır. Bu ilk kazı bilimsel yöntemlerden uzaktı. Sonraları Alman Dörfelt yine Truva’da daha düzenli kazılar yapmıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Bira Fabrikası</span>:</strong></p>
<p>1912 yılında Aydın’da Bomonti Nektar Şirketi tarafından kuruldu. 1940’da Tekel İdaresi Aydın Bira Fabrikası’nı satın alarak burada “rakı” üretmeye başlamıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Basketbol Maçı</span>:</strong></p>
<p>Robert Kolej öğrencileri tarafından 1904 yılnında yapıldı. Türkiye’de ilk basketbol liginin kuruluşu 1915 yılında gerçekleşti. 1946’da ise Türkiye Basketbol Şampiyonluğu başlamıştır. Türklerin basketbolu öğrenip, oynamalarında Ahmet Robenson’un emeği büyüktür. Ahmet Robenson Galatasaray Lisesi Beden Eğitimi öğretmenlerindendi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Futbol</span>:</strong></p>
<p>İngilizlerin getirdiği bu oyun ilk olarak İzmir’in Bornova’sında oynanmıştır. 1890 yılında yapılan ilk futbol karşılaşmasının oyuncularının hepsi İngilizdi. Bornova’da alım-satım işleriyle uğraşıyorlardı. Türkiye’de ilk futbol ligi 1904 yılındadır. İstanbul’da düzenlenmiştir bu lig. Ligin kurucusu James Lafonten’dir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İlk Kağıt Para</span>:</strong></p>
<p>Abdülmecit tarafından 1839’da bastırıldı.</p>
<p><strong> </strong></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 1465 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/03/20/turkiye%e2%80%99de-ilkler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgisayarın Tarihçesi</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/03/09/bilgisayarin-tarihcesi/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/03/09/bilgisayarin-tarihcesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 19:22:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İLGİNÇ TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[Bilgisayar, en basit bakış açısıyla bir matematiksel işlemci, yani hesap aracıdır. Aslında aygıtın yaptığı işlem; bilgileri saymak değil, işlemektir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgisayar, en basit bakış açısıyla bir matematiksel işlemci, yani hesap aracıdır. Aslında aygıtın yaptığı işlem; bilgileri saymak değil, işlemektir.<br />
Bazı kaynaklarda basit hesap makinesi olan boncuk dizini (abaküs), ilk bilgisayar olarak tanımlanmaktadır.<br />
Abaküs</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/Abacus_6.png"><img class="size-full wp-image-61 alignleft" title="Abacus_6" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/Abacus_6.png" alt="Abacus_6" width="247" height="145" /></a> Geçmişi yaklaşık 2000 yıl öncesine dayanmaktadır. 1642 yılında Blaise Pascal (Fransa) tarafından yapılan hesap makinesine her ne kadar &#8220;dijital&#8221; (sayısal) dendiyse de bugünkü anlamda (LCD) dijital kavramından çok uzaktı. Kaba tuşlarla sayı girişi yapılarak toplama ve çıkarma dışında bir işlem yapılamıyordu.<br />
1671&#8242;de Gottfreid Wilhelm von Leibniz (Almanya) tarafından tasarlanan gelişmiş hesap makinesi, ancak 1694 yılında hayata geçirilebilmiş olup, özel dişliler aracılığıyla dört işlemi yapabiliyordu. Ancak Pascal ve Leibniz tarafından yapılan bu aygıtlar yaygın kullanım alanı bulamamışlardır.<br />
Ticari anlamda kullanılabilen ilk mekanik hesap makinesi 1820 yılında Charles Xavier Thomas tarafından yapılmıştır. Charles Babbage ise, uzun araştırmalar ve bir kaç denemeden sonra buharla çalışan otomatik hesap makinesini 1823 yılında yapmıştır. Bu alanda ilk büyük gelişme; 1890&#8242;da Hermann Hollerith (ABD) tarafından yapılan ve delikli kart sistemiyle veri girişi yapılan bilgisayar olmuştur. Bu sistemde işlem hızının artması ve hataların azalması büyük bir ilerleme sayılmıştır. Asıl büyük ilerlemenin öncesini Howard Hathaway Aiken, 1937&#8242;de Mark 1 adını verdiği bilgisayarda yarı elektronik devreler kullanmakla yapmıştır. Mark 1&#8242;de delikli kart sistemiyle çalışmasına karşın; daha önceki benzerlerinden farklı olarak, logaritma ve trigonometri fonksiyonlarını da yapabilmekteydi. Yavaş olduğu halde, tam otomatik olarak çalışması ve uzun işlemleri çözebilmesi ona büyük avantaj sağlıyordu.</p>
<p>İlk bilgisayar Eniac</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/eniac.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-62" title="eniac" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/eniac-300x229.jpg" alt="eniac" width="300" height="229" /></a>II. Dünya Savaşı sürecinde, ordunun daha hızlı bilgisayarlara gereksinim duyması, bilgisayar tarihinde bir devrim yaratan ENIAC&#8217;ın yapılmasına yol açmıştır. ENIAC, J. Presper Eckert ve John W. Mauchly ekibiyle 1945 yılında yapıldı. En büyük özelliği; elektron tüpleri (bugünkü çiplerin atası) ve RAM (Random access memory) bellek kullanılması olmuştur. Tasarlanmış programları çalıştırabilme özelliğiyle ENIAC, geniş bir ev kadar (167 metrekare) yer kaplıyor ve saatte yaklaşık 180 kW elektrik harcıyordu. ENIAC&#8217;ın ardından kısa ömürlü olan ve DEVAC adı verilen bilgisayar ve, ticari anlamda satışa sunulan ilk bilgisayar olan UNIVAC&#8217;ın yapılması, 1952 yılına dek uzanmıştır.<br />
İlk ticari bilgisayar Univac</p>
<p>1960&#8242;lı yıllardan sonra elektron tüplerinin yerini önce transistörler, daha sonra da yüzlerce transistörün birleşimi olarak tarif edilebilecek entegre devreler yer almıştır. Bugün bilgisayar teknolojisinde kullanılan mikroçipler ise, bir çok entegre devrenin birleşip küçültülmüş halidir.<br />
Kişisel bilgisayar</p>
<p>Bilgisayarların çalışma prensibi; matematiksel işlem temeline dayanır. Çeşitli programlama dilleri ile hazırlanmış olan yazılımlar sayesinde, bir çok alanda kullanılabilmektedir. İnternetin insan hayatına girip yaygınlaşmasıyla bilgisayarın önemi daha da artmıştır.</p>
<p>Güncel bilgisayarlar kişiselleşerek Personal Computer (PC) adını alarak, cebe sığacak kadar küçülmüş ve hızları büyük aşamalar kaydetmiştir. Gelişen teknolojiyle birlikte Bilgisayar fiyatları da giderek düşmektedir.</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/tuzunler.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-63" title="tuzunler" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/tuzunler-300x250.jpg" alt="tuzunler" width="300" height="250" /></a></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 2175 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/03/09/bilgisayarin-tarihcesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Timur&#8217;un son sözleri&#8230;</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/03/06/timurun-son-sozleri/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/03/06/timurun-son-sozleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 09:16:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İLGİNÇ TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[timur]]></category>
		<category><![CDATA[timur han]]></category>
		<category><![CDATA[timur-lenk]]></category>
		<category><![CDATA[timurlenk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[Timur'un ölüm döşeğindeki son sözleri]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Oğullarım,<br />
Milletin refahını, saadetini sağlamak için sizlere bıraktığım vasiyeti ve tüzükleri iyi okuyun, asla unutmayı ve tatbik edin.<br />
Milletin dertlerine derman bulmak vazifenizdir.<br />
Zayıfları koruyun, yoksulları zenginlerin zulmüne bırakmayın. &#8220;Adalet ve iyilik etmek&#8221; düsturunuz, rehberiniz olsun.<br />
Benim gibi uzun saltanat sürmek isterseniz, kılıcınızı iyice düşünerek çekiniz, bir defa çektikten sonra da onu ustalıkla kullanınız.<br />
Aranıza nifak tohumları ekilmemesi için çok dikkatli olun. Bazı nedimleriniz ve düşmanlarınız nifak tohumları saçmaya, bundan faydalanmaya çalışacaklardır. Fakat vasiyetimde size idare şeklini, ana ilkelerini gösterdim. Bunlara sadık kalırsanız taç başınızdan düşmez.<br />
Ölüm döşeğimde söylenen babanızın bu sözlerini unutmayın.<br />
Benden sonra hakan Pir Muhammed Cihangir olacaktır. Ona, bana itaat eder gibi itaat edeceksiniz. Kumandanlarım, şimdi itaat yemini ediniz!&#8221;</p>
<p>(Ve bütün kumandanlar, saray adamları, ağlayarak yemin ettiler.)<br />
Timur, 19 Mart 1405 günü vefat etti. Son sözü &#8220;Lâilâhe illallah&#8221; oldu.Cenazesini mumyalayarak Semerkant&#8217;a götürdüler. Sağlığında çok sevdiği torunu Muhammed Sultan için yaptırdığı türbeye, torununun yanına gömüldü.</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/timur-lenk.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-37" title="timur-lenk" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/timur-lenk-280x300.jpg" alt="timur-lenk" width="280" height="300" /></a></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 5431 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/03/06/timurun-son-sozleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerika’yı kim keşfetti? Zheng mi?</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/03/06/amerika%e2%80%99yi-kim-kesfetti-zheng-mi/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/03/06/amerika%e2%80%99yi-kim-kesfetti-zheng-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 08:58:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İLGİNÇ TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[amerika keşfi]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[ilgin tarih]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[komik tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[Amerika’yı kim keşfetti? Zheng mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } --></p>
<p style="margin-top: 0.49cm; margin-bottom: 0.49cm;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">İSTANBUL &#8211; Çin’in başkenti Pekin’de sergilenen eski haritanın gerçek olduğu ispatlanırsa, Amerika kıtasının 500 yıllık tarihi yeniden yazılacak. Zira harita Amerika’nın Colomb’dan en az 74 yıl önce Çinli müslüman amiral Zheng He tarafından keşfedildiğini ortaya koyuyor.</span></span></span></p>
<p style="margin-top: 0.49cm; margin-bottom: 0.49cm;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;"><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/218454.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-29" title="218454" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/03/218454-300x210.jpg" alt="218454" width="300" height="210" /></a></span></span></span></p>
<p style="margin-top: 0.49cm; margin-bottom: 0.49cm;">
<p style="margin-top: 0.49cm; margin-bottom: 0.49cm;">
<p style="margin-top: 0.49cm; margin-bottom: 0.49cm;">
<p style="margin-top: 0.49cm; margin-bottom: 0.49cm;">
<p style="margin-top: 0.49cm; margin-bottom: 0.49cm;">
<p style="margin-top: 0.49cm; margin-bottom: 0.49cm;">
<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } --></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="font-size: x-small;">Çinli bir avukatın 2001 yılında Şangay’da bir antikacıdan 500 dolara satın aldığı haritada Afrika, Avrupa ve Amerika kıtaları net bir şekilde görülüyor.</p>
<p>Sözkonusu haritanın, 1418 yılında çizilen bir haritanın 1763 yılında yapılan kopyası olduğu öne sürülüyor. 5 uzman, haritanın orjinalliği konusunda hemfikir. Ancak birçok tarihçi bu bilgiye kuşkuyla yaklaşıyor.</p>
<p>Amerika’nın tarihini değiştirebilecek bu harita önümüzdeki günlerde daha çok tartışılacağa benziyor.</span></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 1028 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/03/06/amerika%e2%80%99yi-kim-kesfetti-zheng-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

