<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>EGE TARİH &#124; Tarihçilerin buluşma noktası</title>
	<atom:link href="http://www.egetarih.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.egetarih.net</link>
	<description>Ege Üniversitesi Tarih Bölümü Çıkışlı Tarih İçerikli Sayfa</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Apr 2012 04:50:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Selçukluları Yeniden Keşfetmek</title>
		<link>http://www.egetarih.net/selcuklulari-yeniden-kesfetmek/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/selcuklulari-yeniden-kesfetmek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 04:50:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAP TANITIMI]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[merhmet ersan]]></category>
		<category><![CDATA[selçukluları yeniden keşfetmek]]></category>
		<category><![CDATA[timaş yayınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=629</guid>
		<description><![CDATA[Mehmet Ersan 20 Nisan Cuma İmza Günü: 14:00-16:00 — İzmir&#8217;de]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet Ersan</p>
<p>20 Nisan Cuma<br />
İmza  Günü: 14:00-16:00</p>
<div id="fbPhotoSnowliftTagList">— İzmir&#8217;de</div>
<div></div>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/selcuklulari-yeniden-kesfetmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Berlin Duvarı Neden Yıkıldı?</title>
		<link>http://www.egetarih.net/berlin-duvari-neden-yikildi/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/berlin-duvari-neden-yikildi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 20:57:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[AVRUPA TARİHİ]]></category>
		<category><![CDATA[DÜNYA TARİHİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[berlin duvarı]]></category>
		<category><![CDATA[berlin duvarı neden yıkıldı?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=618</guid>
		<description><![CDATA[Berlin Duvarı, (Almanca: Berliner Mauer) Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya&#8217;ya kaçmalarını önlemek için Doğu Alman meclisinin kararı ile 13 Ağustos 1961 yılında Berlin&#8217;de yapımına başlanan 46 km uzunluğundaki duvar. Batı&#8217;da yıllarca &#8220;Utanç duvarı&#8221; (Schandmauer) olarak da anılan ve Batı Berlin&#8217;i abluka altına alan bu betondan sınır, 9 Kasım 1989&#8242;da Doğu Almanya&#8217;nın, isteyen vatandaşlarin Batı&#8217;ya gidebileceğini açıklamasının ardından tüm tesisleriyle birlikte yıkıldı. Berlin Duvarı Neden Yıkıldı ? Doğu Alman hükümeti son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Berlin Duvarı, (Almanca: Berliner Mauer) Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya&#8217;ya kaçmalarını önlemek için Doğu Alman meclisinin kararı ile 13 Ağustos 1961 yılında Berlin&#8217;de yapımına başlanan 46 km uzunluğundaki duvar.</p>
<p>Batı&#8217;da yıllarca &#8220;Utanç duvarı&#8221; (Schandmauer) olarak da anılan ve Batı Berlin&#8217;i abluka altına alan bu betondan sınır, 9 Kasım 1989&#8242;da Doğu Almanya&#8217;nın, isteyen vatandaşlarin Batı&#8217;ya gidebileceğini açıklamasının ardından tüm tesisleriyle birlikte yıkıldı.</p>
<p><strong>Berlin Duvarı Neden Yıkıldı ?</strong><br />
Doğu Alman hükümeti son dönemine kadar bu duvarı, sosyalist Doğu&#8217;yu kapitalist Batı&#8217;ya karşı koruyan bir kalkan olarak göstermiş ve meşrulaştırmaya çalışmıştır. Oysa bu duvar ve Doğu Almanya&#8217;nın diğer sınırları kendi yurttaşlarının seyahat özgürlüğünü gasp ederek bu ülkeden çıkışlarını engelliyordu. 1989 yılı başlarında Alman Demokratik Cumhuriyeti Hükümeti, isteyen Doğu Almanya vatandaşlarının Sovyetler Birliği dahilindeki diğer Doğu Bloğu ülkelerine geçiş yapabilmesine izin verdi. Bu iznin çıkmasıyla beraber binlerce Doğu Alman vatandaşı Polonya, Çekoslavakya, Macaristan, Yugoslavya gibi ülkelerin başkentlerine akın etti ve buralarda bulunan Amerikan, İngiliz, Fransız büyükelçiliklerine sığındı. Daha sonra da bu sığınmacılar özel trenlerle Doğu Bloğu dışındaki ülkelere kaçmaya başladılar. Kaçışın bu kadar yoğun olduğu bir durumda Dogu Almanya Hükümeti duruma bir çözüm bulmak için toplandı. Burada yaşayan insanlar artık bu şekilde zaten Doğu Almanya&#8217;dan çıkabildiklerine göre duvarın bir anlamı kalmamıştı. Doğu Alman hükümeti, duvarın kaldırılmasına onay vermişti. 9 Kasım 1989&#8242;da bu kararı halka açıklamak üzere bir basın toplantısı düzenlendi. Karar açıklandığı andan itibaren duvarın iki tarafında yüz binlerce insan birikmeye başladı. Gece yarısına doğru hükümet ilk olarak Brandenburg Kapısı&#8217;ndan başlayarak barikatları ve geçiş önlemlerini kaldırdı. Her iki Almanya tarafından yaklaşan insanlar duvarın üzerinde buluştular. İnsan seli bir saat içinde yüz binlere ulaştı. Duvarın yıkımına resmi olarak 13 Haziran 1990&#8242;da, daha önce de burada adı geçen Bernauer Straße&#8217;de 300 Doğu Alman sınır askeri tarafından başlandı. Alman Demokratik Cumhuriyeti de duvarın yıkımından sonra çok fazla dayanamamış, 13 Ekim 1990´da resmen sona ermiştir. Duvarın şehrin içinden geçen kısmı aynı yılın Kasım ayına kadar neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı. Nitekim Berlinliler onlarca yıl bölünmüşlüğün yara izlerini bir an önce bertaraf etmek istiyordu. Almanya&#8217;nın birleşmesinden sonra Batı Almanya&#8217;dan ve uluslararası sermaye çevrelerinden Doğu&#8217;ya sermaye akışı gerçekleşti. Emeğin daha ucuz olduğu bu bölgelerde ücretler hâlâ Almanya&#8217;nın batı bölgelerine göre daha düşük seyretmektedir. Halen, Almanya&#8217;nın en yüksek işsizlik oranları doğu şehirlerindedir.</p>

<a href='http://www.egetarih.net/berlin-duvari-neden-yikildi/4-r/' title='Berlin Duvarı'><img width="400" height="220" src="http://www.egetarih.net/resimler/2012/04/Berlin_duvari_yikilirken-400x220.jpg" class="attachment-tmedium_gallery" alt="Berlin Duvarı" title="Berlin Duvarı" /></a>
<a href='http://www.egetarih.net/berlin-duvari-neden-yikildi/403px-berlinwall-brandenburggate/' title='Berlin Duvarı'><img width="403" height="220" src="http://www.egetarih.net/resimler/2012/04/403px-BerlinWall-BrandenburgGate-403x220.jpg" class="attachment-tmedium_gallery" alt="Berlin Duvarı" title="Berlin Duvarı" /></a>
<a href='http://www.egetarih.net/berlin-duvari-neden-yikildi/541px-pieces_of_berlin_wall/' title='Berlin Duvarı'><img width="440" height="220" src="http://www.egetarih.net/resimler/2012/04/541px-Pieces_of_berlin_wall-440x220.jpg" class="attachment-tmedium_gallery" alt="Berlin Duvarı" title="Berlin Duvarı" /></a>
<a href='http://www.egetarih.net/berlin-duvari-neden-yikildi/berlin-duvari-kafalarda-hala-yikilmamis-03082011150305063157656/' title='Berlin Duvarı'><img width="440" height="220" src="http://www.egetarih.net/resimler/2012/04/berlin-duvari-kafalarda-hala-yikilmamis-03082011150305063157656-440x220.jpg" class="attachment-tmedium_gallery" alt="Berlin Duvarı" title="Berlin Duvarı" /></a>
<a href='http://www.egetarih.net/berlin-duvari-neden-yikildi/berlin-duvar-yikilis/' title='Berlin Duvarı'><img width="440" height="220" src="http://www.egetarih.net/resimler/2012/04/berlin-duvar-yikilis-440x220.jpg" class="attachment-tmedium_gallery" alt="Berlin Duvarı" title="Berlin Duvarı" /></a>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/berlin-duvari-neden-yikildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>San Francisco Depremi, 1906</title>
		<link>http://www.egetarih.net/san-francisco-depremi-1906/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/san-francisco-depremi-1906/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Apr 2012 06:06:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[FOTO TARİH]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=614</guid>
		<description><![CDATA[1906 San Francisco depremi San Francisco, CA ve Kuzey Kaliforniya&#8217;yı 18 Nisan 1906 Çarşamba günü yerel saate göre sabaha karşı 5:12&#8242;de vuran yüksek şiddetli depremdir. Depremin şiddeti genel olarak 7.8 Mw kabul edilir. Buna karşın depremin şiddeti en az 7.7 Mw en fazla 8.25 Mw olarak ileri sürülmüştür. Esas sarsıntı merkezi şehrin 2 mil (3 km) uzağında, denizdeki Mussel Kayalıkları&#8217;dır. Bölge; San Andreas Fay Hattı&#8217;ndan kaynaklanan bu depremle kuzey-güney doğrultusunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1906 San Francisco depremi San Francisco, CA ve Kuzey Kaliforniya&#8217;yı 18 Nisan 1906 Çarşamba günü yerel saate göre sabaha karşı 5:12&#8242;de vuran yüksek şiddetli depremdir.</p>
<p>Depremin şiddeti genel olarak 7.8 Mw kabul edilir. Buna karşın depremin şiddeti en az 7.7 Mw en fazla 8.25 Mw olarak ileri sürülmüştür. Esas sarsıntı merkezi şehrin 2 mil (3 km) uzağında, denizdeki Mussel Kayalıkları&#8217;dır. Bölge; San Andreas Fay Hattı&#8217;ndan kaynaklanan bu depremle kuzey-güney doğrultusunda 296 mil(477 km) ikiye ayrılmıştır.[4]  Sarsıntı Oregon&#8217;dan Los Angeles&#8217;ya; hatta denizden oldukça uzak olan Nevada&#8217;nın merkezine kadar geniş bir alanda hissedilmiştir. Deprem ve sonucunda oluşan büyük yangın, Birleşik Devletler tarihinde meydana gelen en kötü doğal afet olarak kabul edilir. Deprem ve bunun sonucunda oluşan yangın sebebiyle ölenlerin sayısının 3.000&#8242;den fazla olduğu tahmin edilmiştir.[5] Bu rakam Kaliforniya tarihinde bir doğal afetten dolayı hayatını kaybeden en fazla kişi sayısıdır. Depremin ekonomik etkileri, yakın geçmişte meydana gelen Katrina Kasırgası ile benzerlik göstermektedir.</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/resimler/2012/04/San_Francisco.rar">San Francisco HD fotoğrafını indirmek için tıklayınız.</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/san-francisco-depremi-1906/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk ve Mu Kitasi MÖ.70Bin Ön Türkler</title>
		<link>http://www.egetarih.net/ataturk-ve-mu-kitasi-mo-70bin-on-turkler/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/ataturk-ve-mu-kitasi-mo-70bin-on-turkler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Mar 2012 23:23:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[TÜRK TARİHİ]]></category>
		<category><![CDATA[atlantis]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta mu]]></category>
		<category><![CDATA[Mu kitasi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=609</guid>
		<description><![CDATA[İlk olarak İngiliz Albay ve gezgin James Churchward&#8217;ın Tibet&#8217;te yaptığı araştırmalara dayanan ve bunlarla ilgili olarak yazdığı 4 adet kitabına konu edilmiştir. Churchward, Tibet tapınaklarında bulduğu yazı tabletlerini oradaki rahiplerden oniki senede öğrendiği Naga Maya dili ile tercüme ederek elde ettiğini açıkladığı efsaneye göre Büyük Okyanus&#8217;ta, Asya kıtası ve Amerika kıtası arasında ve Avustralya&#8217;nın iki katı büyüklüğünde bir kıta olduğunu anlatır. Gelelim bu konunun Türk Tarihi ile ilişkisine. Sanırım bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk olarak İngiliz Albay ve gezgin James Churchward&#8217;ın Tibet&#8217;te yaptığı araştırmalara dayanan ve bunlarla ilgili olarak yazdığı 4 adet kitabına konu edilmiştir. Churchward, Tibet tapınaklarında bulduğu yazı tabletlerini oradaki rahiplerden oniki senede öğrendiği Naga Maya dili ile tercüme ederek elde ettiğini açıkladığı efsaneye göre Büyük Okyanus&#8217;ta, Asya kıtası ve Amerika kıtası arasında ve Avustralya&#8217;nın iki katı büyüklüğünde bir kıta olduğunu anlatır.</p>
<p>Gelelim bu konunun Türk Tarihi ile ilişkisine.</p>
<p>Sanırım bu söyleşi en güzel açıklamalardan biri.</p>
<p>İyi seyirler.</p>
<p><iframe width="590" height="430" src="http://www.youtube.com/embed/8hVFOIoaEik" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/ataturk-ve-mu-kitasi-mo-70bin-on-turkler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pentagon&#8217;un gözünden Türkiye</title>
		<link>http://www.egetarih.net/pentagonun-gozunden-turkiye/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/pentagonun-gozunden-turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Mar 2012 10:44:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[VİDEO]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[kore savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[pentagon]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye belgeseli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=606</guid>
		<description><![CDATA[Pentagon&#8217;un gözünden 50&#8242;li yıllarda Türkiye Pentagon&#8217;un Türkiye belgeseli ABD ordusunun 1950&#8242;li yıllarda 263.2457 kod numarasıyla hazırladığı Türkiye belgeseli. ABD Savunma Bakanlığı&#8217;nın 1950&#8242;li yıllarda 263.2457 kod numarasıyla hazırladığı Türkiye tanıtım filminde, ABD&#8217;nin müteffik Türkiye&#8217;ye bakışı çok net bir şekilde ortaya çıkıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pentagon&#8217;un gözünden 50&#8242;li yıllarda Türkiye Pentagon&#8217;un Türkiye belgeseli ABD ordusunun 1950&#8242;li yıllarda 263.2457 kod numarasıyla hazırladığı Türkiye belgeseli. ABD Savunma Bakanlığı&#8217;nın 1950&#8242;li yıllarda 263.2457 kod numarasıyla hazırladığı Türkiye tanıtım filminde, ABD&#8217;nin müteffik Türkiye&#8217;ye bakışı çok net bir şekilde ortaya çıkıyor.</p>
<p><iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/FwewltQASUc" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/pentagonun-gozunden-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sacsahuaman Duvarları Peru</title>
		<link>http://www.egetarih.net/sacsahuaman-duvarlari-peru/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/sacsahuaman-duvarlari-peru/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Mar 2012 07:56:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İLGİNÇ TARİH]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=595</guid>
		<description><![CDATA[Peru Sacsahuaman &#8216;daki bu duvarlar, birbiri adasındaki esrarengiz su altı yapıları ile kesin bir benzerlik göstermektedir. Bu arkeolojik duvarlar bir gizem taşımaktadırlar çünkü, antik çağlarda yapılmalarına rağmen, bu kadar kusursuz bir şekilde işlenip yerlerine koyulana kadarki aşamalar için yüksek bir teknoloji ve bilgi gerektirmektedirler. İnsanın açıklayamadığı, garip iç ve dış açılara sahip bu duvar taşları hakkında cevabını bilmediği sorular ise şunlar: Nasıl taşındılar? Nasıl ölçülüp nasıl kesildiler ? Nasıl bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Peru Sacsahuaman &#8216;daki bu duvarlar, birbiri adasındaki esrarengiz su altı yapıları ile kesin bir benzerlik göstermektedir. Bu arkeolojik duvarlar bir gizem taşımaktadırlar çünkü, antik çağlarda yapılmalarına rağmen, bu kadar kusursuz bir şekilde işlenip yerlerine koyulana kadarki aşamalar için yüksek bir teknoloji ve bilgi gerektirmektedirler. İnsanın açıklayamadığı, garip iç ve dış açılara sahip bu duvar taşları hakkında cevabını bilmediği sorular ise şunlar: Nasıl taşındılar? Nasıl ölçülüp nasıl kesildiler ? Nasıl bu kadar doğrulukla yerleştirildiler? Hemde ilkel insanlar tarafından.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/sacsahuaman-duvarlari-peru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzaya ilk roketi Osmanlılar gönderdi</title>
		<link>http://www.egetarih.net/uzaya-ilk-roketi-osmanlilar-gonderdi/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/uzaya-ilk-roketi-osmanlilar-gonderdi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 12:02:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ilk roket]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı roket birlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı ve uzay açlışamları]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda uzay bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[uzaya gönderilen ilk roket]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=577</guid>
		<description><![CDATA[ABD’de yayınlanan Weekly World News adlı dergi dünyada insanlı ilk roketi ABD’lilerden 330 yıl önce 1633′te Türklerin İstanbul’da fırlattığını yazdı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de yayınlanan Weekly World News adlı dergi dünyada insanlı ilk roketi ABD’lilerden 330 yıl önce 1633′te Türklerin İstanbul’da fırlattığını yazdı. Haberini, Norveç Havacılık Müzesi Müdürü Mauritz Roffavik’in açıklamasına dayandıran dergiye göre, Hasan Çelebi adlı Türk, barutla çalışan iki katlı roketi 1633 yılında yaptı. Bu roket ateşlendikten sonra denize düşmeden önce 2,5 km yol aldı. 30 metre boyundaki roketin orta bölümüne yerleşen Hasan Çelebi de ilk kez gerçek anlamda roketli uçuş yapan ilk insan oldu.</p>
<p>300 metre yükseldi ve paraşütle indi<br />
“”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”<br />
Hasan Çelebi’nin roketinin ana motorunun çevresinde 6 küçük motor daha bulunduğunu ve bu küçük motorların, roketi havaya yükselten ilk kademeyi oluşturduklarını anlatan Norveçli Roffavik, ‘‘İlk kademede yer alan bu roketlerin yakıtı tükendiğinde, ikinci kademeyi oluşturan ve daha büyük olan ana motor devreye girdi ve roketin daha da yükselmesini sağladı’’ dedi. Roffavik, 300 metre yükseğe ulaştığında, Çelebi’nin roketi terk ederek, havada kaymasını sağlayan ve bir tür paraşüt olan araç yardımıyla yavaşça denize indiğini kaydetti.</p>
<p>Osmalı’da roket birlikleri de vardı<br />
“”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;<br />
Haberde, daha sonra roketin de denize düştüğü, Hasan Çelebi’nin ise yüzerek kıyıya çıktığı belirtildi. Bu arada, 15. yüzyılda Osmanlı ordusunda roket birlikleri bulunduğu  da ileri sürülen haberde, düşman mevzilere yönlendirilen bu roketlerin korku ve panik yarattığı ifade edildi. Roffavik, Hasan Çelebi’nin ilk insanlı uçuşta kullandığı roketin bulunması için çalışıldığını, roketi Norveç Havacılık Müzesi’nde sergilemek istediklerini söyledi.</p>
<p>Ünlü enstitü de bilgileri doğruladı<br />
“”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”<br />
Derginin haberine göre, Norveçli Roffavik’in ilginç açıklaması, Smithsonian Enstitüsü Uzay Araştırmaları Bölümü Başkan Yardımcısı Frank Winter tarafınca da doğrulandı. Winter, ‘‘Türk roket adam Hasan Çelebi’nin 1633′teki denemesi şimdiye kadar kayıtlara geçen ilk insanlı uçuş denemesidir’’ dedi.</p>
<p>Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde anlatıldığına göre deneme şöyle oldu: “Murad Hân’ın Kaya Sultân isimli kızı dünyaya geldiği gece akika kurbanı şenliği oldu. Bu Lagarî Hasan elli okka barut macunundan yedi kollu bir fişek îcad eyledi. Sarayburnu’nda Hünkâr huzurunda fişenge bindi ve şâkirtleri (yardımcıları) fitili ateşlediler. Lagarî, “Padişahım seni Huda’ya ısmarladım. İsa Nebi ile konuşmağa gidiyorum” diyerek semaya fırladı. Yanında olan diğer fişekleri ateşleyip rûy-u deryâyı çırağan eyledi. Fişengi kebirinin barutu kalmayınca zemine doğru inerken kartal kanatlarını açarak Sinan Paşa Köşkü önünde deryaya indi ve padişahın huzuruna geldi. Zemini bûs ederek, “Padişahım, İsâ Nebî sana selam söyledi” diyerek şakaya başladı. Bir kese akçe ihsân olunup 70 akçe ile sipahi yazıldı.”</p>
<p>Filme de konu olmuştu<br />
“”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;”&#8221;<br />
Dünyanın ilk roketçisi Hasan Çelebi, Türkiye’de Lagari Hasan Çelebi olarak tanıyor. ‘‘İstanbul Kanatlarımın Altında’’ filmine konu olan Hasan Çelebi, 4′üncü Murat’ın kızı Kaya Sultan’ın doğduğu gece Sarayburnu’ndaki şenlikler sırasında uçma denemesini gerçekleştirdi. *</p>
<p>*Evliya Çelebi, Seyâhatnâme, c. I, sh. 670-671;<br />
*Döğen, Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi, c. I, sh. 337-338; c. II, sh. 548-549;<br />
*Ersoylu, Halil, “Türklerin İlk Uçan Adamları”, sh. 44-46;<br />
*Weekly World News, Aralık 1998</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/uzaya-ilk-roketi-osmanlilar-gonderdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün değişmez Dışişleri Bakanı</title>
		<link>http://www.egetarih.net/ataturkun-degismez-disisleri-bakani/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/ataturkun-degismez-disisleri-bakani/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 11:47:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[tarih kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[TARİH ÖDEVİ]]></category>
		<category><![CDATA[tarihiçiler]]></category>
		<category><![CDATA[tefvfik rüştü aras]]></category>
		<category><![CDATA[tevfik rüştü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=571</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk’ün değişmez Dışişleri Bakanı’ydı!   1925’te Hariciye Vekleti’ne getirilen Tevfik Rüştü Aras, aralıksız 13 yıl Atatürk’ün ölümüne kadar bu görevi ... ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk’ün değişmez Dışişleri Bakanı’ydı!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1925’te Hariciye Vekleti’ne getirilen Tevfik Rüştü Aras, aralıksız 13 yıl Atatürk’ün ölümüne kadar bu görevi yaptı. 5 Ocak 1972 günü kaybettiğimiz Aras, Dışişleri Bakanlığı’nın adeta kurucusu ve derin iz bırakanı oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Devrimci tıbbiyeli</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Beyrut Fransız Tıbbiye Mektebi’nden mezun olan Aras, uzun yıllar sağlık kuruluşlarında görev yaptı. İttihat ve Terakkiciydi. 1920’de Meclis’e seçildi. İstiklal Mahkemeleri ve Lozan görüşmelerinde de yeraldı. 3 Mart 1925 günü İsmet Paşa’nın kabinesinde Dışişleri Bakanlığı’na atandı ve bu görevi 11 Kasım 1938 gününe kadar sürdürdü. Atatürk’ün dış politikasını en iyi uygulayan isim oldu. Öyle ki Atatürk önemli işlerde direkt onunla temas kurardı.</p>
<p>Yine Tevfik Rüştü Aras&#8217;ın birebir içinde olduğu bir hadise ve yine güzel sonuçları ;</p>
<p><strong>1933 </strong>yılında iktidara gelen <strong>Hitler </strong>kısa süre içinde dünyayı tehdit etmeye başlamıştı. Bunu gören <strong>Atatürk </strong>1934’te <strong>Balkan Paktı’</strong>nı, 1937 yılında da <strong>Sadabat Paktı’</strong>nı kurdu ve iki yakasını sağlama almış oldu. Bununla da yetinmedi, 1936 yılında <strong>Boğazlar </strong>meselesini de halletmek için kolları sıvadı. Bu konuda hükümeti de harekete geçirdi ve Batılı devletlere ve <strong>Karadeniz’</strong>e kıyısı olan ülkelere çağrıda bulunarak bu meseleyi görüşmek istedi.</p>
<p>Bu konuya ilişkin önemli bilgi, <strong>Atatürk’</strong>ün uzun yıllar Özel Kalem Müdürlüğü ve Genel Sekreterliği’ni yapan <strong>Hasan Rıza Soyak </strong>Bey’in <strong>’Atatürk’ten Hatıralar’</strong> isimli eserinde var. Eserde <strong>Soyak </strong>şunları aktarıyor:</p>
<p>Dr. <strong>Aras </strong>(zamanın Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü) <strong>Atatürk’</strong>le olan mülakatını şöyle anlatmaktadır:</p>
<p>&#8220;Meseleyi <strong>Atatürk’</strong>e açarak emir ve muvafakatlerini rica ettim; sözlerimi dinledikten ve kısa bir müddet düşündükten sonra dedi ki:</p>
<p>’Biz böyle bir adım attıktan sonra bir daha geri dönemeyiz; bu yüzden çok acı akıbetler de doğabilir, millet o vakit senin kafanı koparır; fakat fayda olmaz. Bunun için git, tekrar düşün, eğer en küçük bir tereddüdün varsa, bu teşebbüsten bana bir daha bahsetme!.. Ben de, seni böyle bir teklifte bulunmamış sayarım.’ <em>(Hasan Rıza Soyak, Atatürk’ten Hatıralar, C.2, Yapı Kredi Yayınları, 1973, s.535)</em></p>
<p><strong>Aras </strong>durumu hükümetle tekrar görüşür ve bu meselenin halledilmesi kararında anlaşırlar. Bu kararı da daha sonra <strong>Atatürk’</strong>e açarlar. <strong>Atatürk </strong>de şu cevabı verir:</p>
<p>’Kanaatinizin kati olduğunu şimdi gördüm. Benim görüşüme göre de <strong>Avrupa</strong> durumu, böyle bir teşebbüs için, müsaittir; git, keyfiyeti hükümete aç ve benim de muvafakatimi söyle!.. Bu işte behemehal muvaffak olacağız.&#8221; <em>(age., s.535)</em></p>
<p><strong>MONTREUX’NÜN TARAFLARI</strong></p>
<p><strong>Boğazlar<em> </em></strong>meselesi <strong>Türkiye’</strong>nin davetiyle 22.6.1936 günü <strong>İsviçre’</strong>nin <strong>Montreux </strong>kentinde görüşülmeye başlanır. Toplantılara <strong>Türkiye, Sovyet Rusya, Japonya, Romanya, Yugoslavya, Yunanistan </strong>ve <strong>Bulgaristan </strong>delegeleri katılır. Görüşmeler sonucu tarihi anlaşma 20.7.1936 günü imzalanır. Bundan önce <strong>Atatürk,</strong> <strong>Cumhuriyet </strong>Gazetesi’nde <strong>Yunus Nadi’</strong>ye bizzat dikte ettirdiği bir yazı yazdırır. 10.7.1936 tarihli yazı <strong>’Türk milletinin isteğini’</strong> dünyaya adeta duyurur. &#8220;Biz Türkler, Boğazlar rejiminin, <strong>Türkiye </strong>emniyeti için zamanla teşkil ettiği tehlikenin endişe ve heyecanlarını yaşadık&#8221; sözleriyle başlayan yazı şu önemli saptamalarla biter:</p>
<p>&#8220;a- Boğazlar ve Boğaz suları, <strong>Türk’</strong>ün tam hákimiyet ve istiklalinin ifadesidir; orada yalnız <strong>Türk </strong>hákimiyeti, kayıtsız ve şartsız, caridir ve cari olacaktır.</p>
<p><strong>İŞTE O VESİKA</strong></p>
<p>b- <strong>Türkiye’</strong>nin evinin, hariminin kapıları olan <strong>Boğazlar’</strong>dan, her isteyen, istediği gibi geçebilmek hakkını elde etmek yoluna giderse, işte o zaman <strong>Boğazlar </strong>meselesi, tam hallolunmuştur; şu şekilde:</p>
<p>c- Bu takdirde <strong>Türk </strong>der ki; kapılarım kapalıdır, istediğime, istediğim gibi açarım ve buna muktedirim.&#8221; (age., s. 545)</p>
<p>İşte <strong>Atatürk, </strong>işte tarih!.. Bugünkü sorunları da buna göre düşünün&#8230; Büyük adam, büyük sorunları öylesine ustaca çözmüş ki adeta bizlere binlerce yıllık sağlam ’vesika’ bırakmış.</p>
<p>Tabii bunu korumasını bilene&#8230;</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p>&#8220;Su dilsiz düşmandır.&#8221;</p>
<p><strong>(Özbek atasözü)</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/ataturkun-degismez-disisleri-bakani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balbek Şehri ve Gizemi</title>
		<link>http://www.egetarih.net/balbek-sehri-ve-gizemi/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/balbek-sehri-ve-gizemi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:45:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İLGİNÇ TARİH]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=562</guid>
		<description><![CDATA[Modern bilim Baalbek 'i görmezlikten gelmeye devam ediyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.egetarih.net/resimler/2012/02/bilim-aciklama2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-563" title="bilim-aciklama2" src="http://www.egetarih.net/resimler/2012/02/bilim-aciklama2.jpg" alt="" width="343" height="257" /></a>Lübnan&#8217;ın Ballbek şehri yakınlarındaki işlenmiş dev kaya blokları. Bu taşlar binlerce yıl öncesinde buraya getirilmişti. Resimde gördüğünüz parça 1050 ton ağırlıkta ve 25 metre uzunluğundadır. Bu &#8220;momolit&#8221; takma adlı yekpare blok dünya üzerindeki işlenmiş en büyük taş bloktur. Soru şu: Bu taşları kimler ve nasıl buraya getirebilmişti ?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/resimler/2012/02/bilim-aciklama12.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-564" title="bilim-aciklama12" src="http://www.egetarih.net/resimler/2012/02/bilim-aciklama12.jpg" alt="" width="400" height="223" /></a>Lübnan&#8217;daki Balbek şehri. 20 metreden daha büyük taşlarında kullanıldığı bu antik şehir Roma imparatorluğundanda eski. Hatta Sümerlilerin bilgilerine göre bile burası antik bir şehirdi o zamanlar. Taşların büyüklüğünü göstermek amacyla 2 kişi yapıların arasında dikiliyor. Bugün kimse burasını kimlerin yaptığını ,nasıl yaptığını, ne amaçla ve ne zaman yaptığını bilemiyor. Modern bilim ise Baalbek &#8216;i görmezlikten gelmeye devam ediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/balbek-sehri-ve-gizemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>El Toro Dağı Esrarengiz Heykelcikler</title>
		<link>http://www.egetarih.net/el-toro-dagi-esrarengiz-heykelcikler/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/el-toro-dagi-esrarengiz-heykelcikler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:41:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İLGİNÇ TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[Chupicuaro]]></category>
		<category><![CDATA[Chupicuaro Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[el toro]]></category>
		<category><![CDATA[Julsrud]]></category>
		<category><![CDATA[toro]]></category>
		<category><![CDATA[Waldemar Julsrud]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=559</guid>
		<description><![CDATA[İnsan görmeden tasvir edebilir mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1945 yılında Waldemar Julsrud adlı deneyimli bir arkeolog El Toro dağı (Meksika) eteklerinde gömülmüş vaziyette kilden yapılmış küçük heykelcikler buldu. Daha sonra El Toro şehri yakınlarında ve şehrin diğer tarafında Chivo Dağ yakınlarında poselenden yapılmış 33.000&#8242;den fazla heykelcik bulundu. Buluntular Chupicuaro, klasik kültür öncesine aitti. (M.Ö. 800 &#8216;den M.Ö. 200 &#8216;e kadar olan dönem) Bulunan heykelcikler, 65 milyon yıl önce yok oldukları düşünülen çeşitli türlerdeki dinozorları kusursuzca tasvir ediyordu. Modern bilim döneminde, neye benzedikleri ancak çözümlenen tarih öncesi bu yaratıkları ,nasıl oldu da böyle eski bir uygarlık kusursuzca sanat eserlerine yansıtabilmişti ? İnsan görmeden tasvir edemez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/el-toro-dagi-esrarengiz-heykelcikler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

